Salı, Temmuz 09, 2013
Vaktiyle bir eskici varmış. Sabah akşam pabuç yamar, türkü söylermiş. Mutlu bir hayat sürermiş. Eskicinin çok zengin bir komşusu varmış. Fakat asık suratlının biriymiş. Ne türkü söyler, ne de doğru dürüst uyuyabilirmiş. Aklı fikri kazancındaymış. İkide bir gece kalkar, altınlarını sayarmış. Zaman zaman da kendi kendine yakınırmış.
— Param var, uykum yok, mutluluk nedir bilmiyorum.
Pazarda yiyecek satılıyor. Ama uyku ve mutluluk satılmıyor. Bir gün zengin adam eskiciyi konağına çağırmış.
— Merak ettim doğrusu, demiş. Yıllık kazancınız nedir? Eskici gülmüş:
— Ben kazandığımı aynı gün yerim. Yıl hesabına aklım ermez, demiş.
— Peki, günlük kazancın ne kadar?
— Gününe bakar, kimi gün az, kimi gün çok.
Zengin adam gülmüş adamın saflığına.
— Dur sana bir iyilik yapayım. Al şu yüz altını sakla, bayramlarda bozdur
bozdur harca, demiş.
Eskici bu kadar parayı rüyasında bile görmemiş. Almış altınları evinin bir köşesine gömmüş.
Gömmüş ama içi bir türlü rahat etmemiş. İkide bir gece kalkar, altınların yerinde olup olmadığını kontrol edermiş. Gözü uyku tutmaz olmuş. Türkü, şarkı söylemeyi unutmuş.
Sonunda dayanamamış, altınları çıkarıp zengin adama götürmüş.
— Al altınları arkadaş! Ver benim uykumu, demiş.
Fatma Betül ÜNLÜERLER
Author Bio
Hülasa; Ben, sakin, yumuşak başlı bir adamım. Fakat ayda, yılda bir hiç olmıyacak bir şey için damarım tutar... Çayı, Kitapları, Eylül'ü, Musikiyi, Maviyi, Doğayı; Seviyorum. Ve tüm adaletsiz, hodbin insanlardan tercihen eşit derecede uzak duruyorum.
You Might Also Like
Yorum Gönder